“Bakkalı olmayan bir mahalle annesiz büyümüş bir evlada benzer”

Eskiden mahalle aralarında sepet salarak ihtiyacımız olan her şeyi gönderen, bir yere giderken anahtarımızı teslim ettiğimiz bakkal amcalar artık süper marketlere yenik düştü. Mahallemizin bakkal amcası her dükkânına uğradığımızda cebimize şeker koyan, aybaşına kadar veresiyeyi esirgemeyen bakkal amcalarımız marketler karşısında ayakta durmaya zorlanıyorlar.

Biz dönem mahallelerin vazgeçilmezlerinden olan bakkallar artık süper marketler karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor. Bakkalların yaşadığı sıkıntıları, küçük esnaf olmanın zorluklarını, marketlere karşı vermiş oldukları mücadeleyi Malatya Bakkallar Ve Bayiler Esnaf Odası Başkanı Turan Cıcık’a sorduk ve hiç te iç açıcı olmayan cevaplar aldık. Kendisinin de Dörtyol’da bir bakkal dükkânı olduğuna değinen Cıcık sözlerini şöyle sürdürdü: “ Ben 40 yıllık esnafım. Baba mesleğim olan mesleği yürütüyorum, yürüteceğiz de. Bakkalımız günden güne eriyor, iyiye gitmiyor. Bunları kurtarmak da bizim vatandaşımıza düşüyor, vatandaşlardan bizim ricamız en azından bir mahallenin bakkal amcasını unutmasınlar. Bakkal amcanın yanına gelip yukarıdan sepetini sallandırdığı zaman ‘Bakkal amca bana 2 tane ekmek ver’ ya da ‘bir kilo şeker ver.’ Kapıdan çıkacağı zaman ‘A cebimde para yokmuş, cüzdanımı evde unutmuşum bakkal amaca bana 1 lira ver’ demeyi unutmasınlar. Süper marketler başta kendi ilimizin marketleri öncülük ediyorlar sağ olsunlar. Onlar öncülük edince de il dışından gelen şu market bu market kuruluyor. Birisi elli metre ileriye, birisi 20 metre ileriye açıyor, 30 metre yerde öbürü açıyor. Mahalle bitiyor. Bizim ricamız küçük esnafların ayakta durmaları en azından bir mahalle lazım. Bir mahallede bir market var ise 2. markete ruhsat vermesinler. Küçük esnafımızın ayakta durması için market türünü azaltmamız lazım. Bir market ile bir bakkal arasında en azından 300-500 metre mesafe olması lazım. Herkesin müşterisi gelir.

“BAKKALI OLMAYAN BİR MAHALLE ANNESİZ BÜYÜMÜŞ BİR EVLATA BENZER” 

Bakkalların her koşulda müşterilerini yalnız bırakmadıklarına değinen Cıcık: “ Kapının önünde bir müşteri marketin yanında ki bakkala gelmez. O bakkala cebinde parası olmaz ise, evinde cüzdanını unutur, parası olmaz o zaman gelir. Bakkal amcada seve seve ‘Abi senin emrinde, paranın lafımı olur’ der. Ama bir marketçi senin paran yok ise kapıdan içeri koymaz. Bizim belediyemizden ricamız marketlerle bakkallar arasında mümkün olduğunca mesafe olmalı ayrıca her mahalleye bir market yerleştirmesinler ki o arkadaşımız ayakta durabilsin. Mesafe olduğu sürece esnafımız biraz ayakta durur. Bakkalı olmayan bir mahalle annesiz büyümüş bir evlata benzer. Hemşerilerimizin  süper marketlere eski güvenceleri kalmadı. Geriye dönerek artık bizim esnafımızı tercih ediyorlar. Kendimi söyleyeyim 5-10 sene önce bıraktığım bana kızıp küsüp marketlerden alış veriş yapan müşterilerimiz bakıyorum geri dönüyorlar. Bizim esnafımız artık eskisi gibi değil bilinçlendiler. Eskiden bilmediği şeyleri marketlerden öğrendiler. Temizliği, işlerine sadık olmayı öğrendiler. Biz de ziyaretlerimizde onlara anlatıyoruz müşterileri ile nasıl ilgileneceklerini. Marketlerde ki ortamları gören müşteri eskiye oranla biraz daha bakkalları tercih etmeye başladı.  Bu esnaflarımızın işlerinin düzelmesi için aradaki marketlerin azalması lazım. Bu marketler bunları çember altına aldıkça hiç düzelmez. Gücü olduğu kadar marketleler savaşır ama nereye kadar mücadele edecek” dedi.

“ODA OLARAK KENDİ YAĞIMIZDA KAVRULUYORUZ”

Zor durumda olan esnafa yardım yapamadıklarına değinen Cıcık şunları dile getirdi: “Gücümüz zaten yok. Zor bela kendi kendimizi ayakta tutuyoruz. Bir esnafımızın bir esnafa yardımcı olacak bir tarafı yok ki. Herkes kendinden zayıf. Bir oda olarak bizim yapacağımız odamızda yönetim toplanır, kendi aramızda, kendi gücümüz imkânlarında bir şeyler yapabilirsek o arkadaşımızı ayakta tutmaya çalışıyoruz. Yardımcı olacağımız arkadaşa gizlice yardım ederiz gücümüz yettiği kadar. Odadan yardım edemeyiz buranın geliri ve gideri belli. Alınan aidatlarla bu yardımları yapamayız yetmez ki. Oda olarak bir sıkıntı yaşamıyoruz. Çünkü biz işimize bakıyoruz, az çok bir aidatımız var sağ olsun arkadaşlarımız cebinden kısıyorlar.  Kendi yağımızda kavruluyoruz. Mümkün olduğu kadar esnaf arkadaşlarımızın işlerini görmeye çalışıyoruz. Aldığımız krediler çok kısıtlı, yüz kişiden 10 kişi almış bu kredilerde herkes desteklenmiş sayılmaz.  KOSGEB’in verdiği bir kredi vardı. Bizim esnaflardan bir kişiye sadece çıktı. 600 kişiye belge verdim ama bir kişi faydalandı. Ona da bankada bir sıkıntı çıkmıştı.  Devlet biz küçük esnaflara destek olarak 15-20 bin verse zaten benim küçük esnafım 15 bin lira ile ayakta durur. 50 bin lira verirlerse bunu ödemesi de zor olur. Büyüklerimizden daha az miktarlarda ama hepsine verilse esnafımızı kendini kurtarır. Onun ile ayakta durur. Sen 50 bin lira verdiğin zaman o 50 bini alır ya araba alır ya da evini satar lüks bir ev alır. O zamanda o para öyle çar çaput olur gider. Bizim ihtiyacımız olan 10-15 bin lira.”

“MALATYA’DA BİN 800 ÜYEMİZ VAR”

Oda olarak yaptıkları çalışmaları ifade eden Cıcık sözlerini şöyle sürdürdü: “Odamızın kuruluş amacı; odamıza üye olan bakkal ve bayilerin çıkarlarını ve haklarını bir çatı altında birleştirmek, yasaların uygun gördüğü biçimde faaliyetlerde bulunmak amacıyla kurulmuştur. Odamıza bağlı 1800 üyemiz bulunmaktadır, üyelerimize ekonomik ve sosyal alanda destek vermek, satış ve müşteri ilişkileri konusunda onları bilinçlendirmek ve küçük esnafları ayakta tutmak için faaliyetlerde bulunuyoruz. Ekonomik ve Sosyal faaliyetler noktasında esnaflar arasında istişare ve görüş alış verişinde bulunuyoruz. Bilindiği üzere büyük marketlerin açılmasıyla, küçük yerel bakkalların beli büküldü. Bizler de bu konuda ne yapabiliriz diye gerekli zamanlarda esnaflarımızı dolaşıp onlarında düşüncelerini öğreniyoruz. Esnaflarımızın TAPDK (Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu)  ruhsatlarının süre uzatım işlemleri başladı. Bizler bu işlemler için bugün ilçe Tarım Müdürlükleriyle görüştük. Esnaflarımıza daha Kaliteli Bir hizmet için TAPDK belgelerinin süre uzatım işlemlerini odamız olarak esnaflarımızın namına bizler yürütüp İlçe Tarım Müdürlüklerinden Ruhsatlarını Mühürletip Esnaflarımıza Teslim Edeceğiz Bu Bakkal Bizim, Bakkalına Sahip Çık, Bakkalsız Bir Mahalle Annesiz Bir Evlat Gibidir sloganıyla küçük esnafın destekçisiyiz.”

“KAÇAK SATIŞ YAPANLAR İÇİN ÇALIŞMALARIMIZ OLACAK”

Vergisini veren esnafın kaçak satış yapanlar karşısında mağdur olduğuna değinen Cıcık sözlerine şunları ekledi: “MOTAŞ’ın bayiliğini otobüs duraklarına yakın olan büfeler ve bakkallar alıyorlar. O da isteyen alıyor. Damlaya damlaya göl olur diye alıyorlar. Bir katkı amaçlı bayilik alıyorlar. Burada insanlar araba kartlarına para yüklerken sakız, çerez falan alırlar birbirine katkı oluyor. kaçak bir şekilde satış yapanlar hakkında çalışma yapacağız. Çünkü benim tütüncü esnaflarım, arkadaşlarım var, hepsi vergisini veriyor, belediyede ne gerekiyorsa ruhsatlarına dair harcamalarını yapıyorlar. Bir manifatura dükkânının önüne indirmiş 2 torba tütün ve satıyor. Vatandaşta bilmiyor içinde ne var demeden bunu alıyor. Bunun karı kime gidiyor, devlete, belediyeye bir katkısı mı var, hiç kimseye bir kuruş faydası yok. Akşama kadar 20 kilo tütün satıyor, parasını alıyor evine çekip gidiyor. Benim vergi veren arkadaşımın kabahati ne. Bunların hepsinin defterleri vardır, giriş çıkışları vardır, vergilerini, elektrik, su paralarını veriyorlar. Bunları önleme belediyenin görevi. Ama kaçak bir kişiden bir şey alamazsın, kanun dışı yapılan bu satış. Bunun ruhsatı olmayan kişi ne devlete ne millete kimseye de faydası yok onun faydası cebinedir. Bunun yanında bir kasap manav yapmış e kardeşim senin manavlıkla ne işin var. Senin ruhsatın kasaplıktır. Fırıncı gitmiş büfe koymuş kola vs. satıyor bunların karları, KDV’leri nereye gidiyor. Fırıncı ekmeğini, kasap etini satsın. Yanında ki bakkalın ekmeği ile neden oynasınlar bunlar. Mahalle bakkalının bir yanına market vurmuş, bu tarafa da gel yanında komşusu kasap açmış kasap vurmuş, yanında fırıncı bu bakkalcı ne yapacak evini nasıl geçindirecek. Ne ile vergilerini ödeyecek. Yıllar önce biz tütüncülerle yaşadığımız sıkıntıyı seyyar satıcılarla yaşamıştık. Emniyetle beraber çalışarak bunun önüne büyük oranda geçtiler. Yapılan denetimlerde bu ara nedense yoktur denetimler. Denetimlere artık şikâyetler üzerine gidiliyor.”